Genel’ Kategorisi için Arşiv

UÇURDUĞUMUZ GÜVERCİN YA GERİ DÖNMEZSE ?

12 Ağustos 2009 Yazan Supervisor

n1212595787_320505_6722

Güvercin yetiştirenler için bu işin en önemli yanı kuşlarının uçuş performansıdır. Kendi kuşları ile özdeşleşmiş bir çok kuşçu tanıyorum. Kuşları ile birlikte aynı kümeste yattığı için gazetelere haber olanların yanı sıra, bir çift güvercin için ufak çaplı servet ödeyenler hiç de az değil. Kısa sürede bir yaşam biçimine dönüşen bu tutku, zamanla hep daha iyi kuşlara sahip olabilmek uğruna verilen uzun bir uğraş haline geliyor. Peki bu derece değer verdiğiniz güvercininizin uçurduğunuzda yuvasına geri gelemeyeceğini bilseydiniz ne yapardınız? Bu konuda en ufak bir şüpheniz olsaydı kuşunuzu uçurur muydunuz? Sanırım böyle bir şey olsaydı kimse güvercin uçurmaz hatta beslemezdi. Güvercin belki de bir kafes kuşu olarak alınıp satılır, kuş satın alınacağı zaman sadece renksel ve şekilsel bazı özelliklere bakılır, uçuş performansı gibi bir kavram hiç olmazdı. Bu aslında bildiğimiz anlamda güvercin yetiştiriciliğinin de sanırım sonu olurdu. Neyse ki, bütün güvercin yetiştiricileri uçurdukları kuşlarının yuvalarına geri döneceğinden adları gibi emindirler. Bazen çeşitli nedenlerle istisnai bazı durumlar yaşansa bile, bir güvercin uçtuktan sonra mutlaka yuvasına geri dönmektedir. Evcil güvercinlerle ilk tanıştığım ortaokul yıllarımda beni ilk etkileyen özellik, uçurduğum kuşların yuvalarına geri dönmeleri olmuştu. Uzunca bir süre neden kaçıp gitmediklerine ya da kaybolmadıklarına hayret etmiştim. Güvercinlerim gökyüzünde nokta gibi gözüküyor ve sonra da onları gözle göremez oluyordum. Eminim o yükseklikten bütün Ankara’yı ve çevresini çok rahat bir şekilde görebiliyorlardı. Daha sonra alçalıyor ve benim balkonumu bulup yuvalarına geri gelmeyi becerebiliyorlardı. Gerçekten de hayret vericiydi.

GÜVERCİNLER YÖNLERİNİ NASIL BULUYORLAR ?

Güvercini diğer bir çok canlıdan ayıran en önemli özellik, kanımca yuvasına ve eşine olan bağlılığı ile çok gelişmiş olan yön bulma yeteneğidir. Acaba güvercinler bu özelliklerini neye borçlular? Nasıl olup da şaşmaz bir şekilde yönlerini bulabiliyorlar? Bu konuda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bir çok bilim insanı bu konuda araştırmalar ve deneyler yapmıştır. İlk önceleri, kuşların yer şekillerini, binaları vb noktaları akıllarında tuttukları ve yönlerini bunlara göre belirledikleri düşünülmekteydi. Yapılan bazı deneyler bu düşüncenin yanlış olduğunu ortaya çıkarttı. Güvercinlerin gözlerine etrafı görmelerini engelleyen lensler takılarak yapılan bir deneyde, kuşlar bir tür kör edildiler. Daha sonra yuvalarından oldukça uzağa götürülüp uçuruldular. Bu durumda bile güvercinlerin bir çoğunun yuvalarına geri geldiği gözlendi. Bunun üzerine daha farklı varsayımlar üzerinde durulmaya başlandı. Aslında kuşların güneş ve yıldızlara bakarak yön belirledikleri görüşü uzun bir zamandır araştırılmaktaydı. Bu konuda yapılan bazı deneyler bu görüşü destekler doğrultudaydı. Özellikle posta güvercinleri ile çeşitli deneyler yürütülüyordu. Bu kuşların uzun yolları kat edip geri gelmeleri üzerinde duran bilim insanları kuşların güneşe göre yön belirlediklerini saptadılar.

GÜNEŞE VE YILDIZLARA GÖRE YÖN BULMA

Bu konuda ilk kez ortaya görüş süren Alman kuş bilimci (ornitolog) Kramer olmuştur. Gündüzleri göç eden kuşlardan olan bir sığırcık (Sturnus vulgaris) ile yaptığı bir deneyde, sığırcığı etrafını aynalar ile kapattığı bir deney kafesine koymuştur. Aynalar öyle bir konumda yerleştirilmişlerdir ki kuş güneşten başka bir şey görememektedir. Kramer aynaların konumu ile oynayabilmektedir. Böylece aynaların konumunu değiştirerek güneşin durumunu istediği gibi değiştirebiliyordu. Aynaları her oynayışında sığırcığın güneşe göre aynı konumunu koruyabilmek için aynanın oynatıldığı ölçüde sürekli yer değiştirdiğini fark etti. Bunun üzerine aynı deneyi farklı bir biçimde tekrarladı. Bu sefer kuş, kapalı bir ortamda güneşi görmeksizin aynı deneye tabi tutuldu. Bu deney sonrası kuş yön duygusunu tamamen yitirdi. Yaptığı benzer deneyler sonucu Kramer, kuşların güneşin kendi yörüngesi üzerindeki hareketini fark ettiklerini, buna bağlı olarak konumlarını belirleyebildikleri sonucuna vardı. Özellikle gece de göçlerini sürdüren bazı kuş türleri üzerinde yapılan araştırmalar ise, bu kuşların yönlerini yıldızlara bakarak saptayabildiklerini ortaya çıkarttı. Ancak burada kuşlar eski gemiciler gibi kutup yıldızına bakıp ya da herhangi bir yıldıza bakıp yön belirlemiyorlar, gökyüzünün genel konumuna göre yön tayin ediyorlardı. Sarıasma (Oriolus oriolus) kuşları, yapay bir ortamda sonbahar gökyüzü görünümü altında yetiştirilmişlerdir. Bu kuşların sonradan yapılan deneylerde bu yapay gökyüzüne göre yönlerini bulabildikleri saptanmıştır.

GÜVERCİNLER DÜNYANIN MANYETİK ALANINI KULLANIYOR

Yukarıda anlatılanlara benzer şekilde yapılan bir çok deney, kuşların gökyüzüne bakarak güneş ve yıldızların konumuna göre yön saptayabildiklerini göstermiştir. Ancak gözleri lensle kapatılan güvercinlerin de yönlerini bulabilmiş olması veya gece göç eden kuşların kapalı havalarda yönlerini şaşırmamış olmaları gibi durumlar kuşların farklı bir yön bulma mekanizmasını da kullandıklarını göstermektedir. Peki bu mekanizma ne olabilir? Yapılan araştırmalar, dünyanın manyetik alanının kuşlar tarafından yön bulmak amacı ile kullanıldığını ortaya çıkartmıştır. Kuşlar yer kürenin manyetik alanından yararlanarak yön bulma yetisi geliştirmişlerdir. Kuşların bir çoğu Manyereseptör adı verilen manyetik alan algılayıcı bir sisteme sahiptirler. Bu sistem sayesinde kuşlar göç sırasında ya da uçurulduklarında dünyanın değişen manyetik alanını hissederek yönlerini belirleyebilmektedirler. Deneyler, göçmen kuşların manyetik alandaki %2’lik bir değişimi bile algıladıklarını göstermiştir. Özetle kuşların içinde bir tür pusula bulunmaktadır. Hayvanların yön bulmada dünyanın manyetik alanını kullandıkları görüşü, ilk kez Rus doğa bilimci Middendrof tarafından ortaya atılmıştır. Dünyadaki manyetik alan, yer kürenin çekirdeğinde erimiş halde bulunan ve hareketli olan demirden kaynaklanmaktadır. Bu manyetik alan, yer kürenin içinden, okyanuslardan ve atmosferden geçerek bir kutuptan diğerine ulaşan oval biçimli akış çizgileri şeklindedir. Bu aynı bir mıknatısın kutupları arasına demir tozları serpiştirildiğinde oluşan çizgilere benzemektedir. Gözle görünmeyen ancak varlığı deneylerle saptanabilen bu manyetik alandan esinlenerek, yön bulmaya yarayan pusula dediğimiz aletler icat edilmiştir. Pusulanın ibresi hep bu manyetik alan çizgilerine paralel konumda durur ve dolayısıyla bize hep kutupları işaret eder. Bizler ancak bir pusula yardımı ile bu doğrultuları saptayabilirken acaba kuşlar bunu nasıl becermektedirler ? Kuşların iç pusulası nasıl çalışmaktadır.?

KUŞLARIN İÇ PUSULASI

Kuşların Manyereseptör (manyetik alan algılayıcı) bir sisteme sahip olduğunun düşünülmesi üzerine, bu konuda araştırmalar yoğunlaştı. Bu varsayımı doğrulamak için iki Amerikalı araştırmacı olan Walcot ve Keeton çeşitli deneyler yaptılar. Uzaklardan uçurulduklarında yönlerini kolaylıkla bulabilen bir dizi güvercin üzerinde yürütülen bu deneylerde, ilk olarak güvercinlerin üzerine küçük bir mıknatıs bağlandı. Bu şartlarda uzaktan bırakılan güvercinlerin yönlerini tamamen şaşırdıkları gözlendi. Kuşlara bağlanan mıknatısın kuşların iç pusulası üzerinde saptırıcı etki yaptığının saptanması, aynı zamanda böyle bir sistemin varlığını da kanıtlamaktaydı. Bu olayın belirlenmesi üzerine bu doğrultudaki araştırmalar hız kazandı. Bugün, jeomanyetik alandaki değişmelerin, güneşteki patlamalar ve bazı değişikliklerin yeryüzündeki biyolojik sistemleri olumsuz etkilediğini bilmekteyiz. Jeomanyetik fırtınaya yakalanan bazı güvercinlerin yönlerini şaşırdıkları gözlenmiştir. Bu tür değişimlerin özellikle göçmen kuşların göç yollarını şaşırmasından, balinaların karaya vurmasına kadar bir çok değişime yol açtığı bilinmektedir.

MANYERESEPTÖR NASIL ÇALIŞMAKTADIR ?

Yeryüzündeki manyetik akım çizgileri, jeomanyetik ekvatorda yatay durumdayken, kuzeye ve güneye doğru gidildikçe daha dik açılarla kesişir konuma gelir. Alanın şiddeti kutuplara yaklaşıldıkça artar. Ekvatorda ise daha zayıftır. Dünyada yaşayan bazı canlıların bu alanın şiddetini ve eğim açısını saptayabilen Manyereseptör adı verilen alıcılara sahip olduğu deneylerle belirlenmiştir. Bu alıcılara sahip canlıların bu sistemi yer küre üzerinde alan bulmakta kullandıkları saptanmıştır. Bu tür alıcılara sahip olan canlılar arasında bazı mikroorganizmalar, kuşlar, balinalar, bazı balıklar bulunmaktadır. Bir tür iç pusula olarak adlandırabileceğimiz bu sistem, güvercinlerde sinir sistemine yuvalanmış küçük manyetik mineral birikimleri ile sağlanmaktadır. Güvercinlerin kafatasları ile beyinleri arasında bulunan bu ferromanyetik tanecikler, yerin manyetik alanına karşı duyarlı birimlerdir. Pusulanın ibresi gibi düşünebileceğimiz bu mineral tanecikleri, yeryüzünün manyetik alanındaki değişimlerden etkilenmekte ve ilişikte bulundukları sinir hücrelerinde bir implus (uyarı) meydana getirmektedirler. Bu impluslar sinir sistemi aracılığı ile beyine iletilmekte ve güvercin gerekli hareketleri gerçekleştirmektedir. Amerikalı araştırmacılar olan Walcot ve Keeton bu konuda yaptıkları bir deneyde, her tarafı kapalı bir kafes içine koydukları saka kuşunu (Carduelis carduelis) Helmholtz bobini olarak adlandırılan manyetik alan yaratıcı bir sistemin merkezine yerleştirdiler. Bu sistem sayesinde manyetik alanın yoğunluğunu değiştirmeksizin alanın yönünü değiştirmek olanaklıydı. Alanın yönünü sürekli değiştirerek saka kuşunun davranışlarını gözlediler. Saka kuşu manyetik alanın yönü her değiştirildiğinde kendini yeni yöne göre ayarlıyordu. Bütün bu araştırmalar kuşların manyetik alandan yararlandığını ortaya koymaktadır.

SİSTEMİN YANILGI NOKTALARI

Bu sistem çok mükemmel gibi görünse de bazen yanılmaktadır. Özellikle manyetik alanı algılayamayacak şekilde uzaktan bırakılma, “lokal manyetik anormaller” olarak adlandırabileceğimiz demir yatakları, madenler, jeomanyetik alandaki değişime neden olan olaylar, fırtınalar hatta güneşteki patlamalar bile sistemin aksamasına neden olabilmektedir. Neyse ki, kuşlar sadece bu sistemden yararlanarak yön belirlememektedirler. Aslında kuşlar yön bulmakta güneş ve yıldızların konumlarını da kullanmaktadırlar. Bu nedenle esasen iki tane iç pusuladan bahsetmek belki de daha doğru olacaktır. Yeryüzünün manyetik alanının yön belirlemede kullanılmasını sağlayan bu sistem göçmen kuşların tümünde hatta bütün kuşlarda varmış gibi görünmektedir. Ancak her kuşun bu sistemi kullanma şekli farklıdır. Her iki sistemin (pusulanın) birbiri ile çeliştiği durumlarla da karşılaşılmaktadır. Hangi pusulanın kullanılacağı kuş türüne ve göç yollarına göre değişmektedir. Düzenli olarak yükseklerde uçan kuşlarda yıldız sistemi daha öncelikli kullanıldığı sanılmakla birlikte, çelişkili durumlarda manyetik pusulanın ön planda geçtiği düşünülmektedir. Bu konuda Bozötleğen (Sylvia borin) kuşlarının yavruları ile yapılan bir deneyde, kuşlar aynı yapay yıldız görüntülerinin bulunduğu iki farklı ortamda yetiştirilmişlerdir. Ortamlardan birinde manyetik alan bulunmakta, diğerinde ise bulunmamaktadır. Büyüyen kuşlar daha sonra doğaya salıverilmişlerdir. Manyetik alan bulunan ortamda yetiştirilenler doğru yöne yönelirlerken, manyetik alan bulunmayan ortamda yetiştirilenler yanlış yöne yönelmişlerdir. Deney sonuçları kuşların çelişkiye düştükleri durumlarda manyetik bilginin, yıldızlardan gelen bilginin önüne geçtiğini göstermektedir. . Ancak son yıllarda bu konuda yepyeni teoriler ortaya atılmıştır. Posta güvercinleri ile yapılan deneyler, bu güvercinlerin yukarıda aktardığımız sistemlerin yanı sıra farklı bazı sistemleri daha kullandıklarını ortaya koymaktadır.

KOKU TEORİSİ

1947 yılında geliştirilen manyetik alan varsayımı uzun yıllar genel kabul görmüştür. Ancak son dönemde bu konuda yeni bir varsayım daha ortaya atılmıştır. Bu varsayıma göre güvercinler, koku duyguları sayesinde hedeflerine ulaşabilmektedirler. Koku varsayımı ilk kez 1972 yılında F. Papi tarafından ileri sürülmüş ve 1980 yılında Almanya’da Hans Wallraff tarafından hafifçe değiştirilerek son halini almıştır. Bu varsayıma göre her coğrafi bölgenin uçucu maddelerden oluşan kendine özgü bir kokusu vardır. Yapılan araştırmalar güvercinlerin yön bulmasına yarayan kokuların havada aeresol halinde değil, molekül halinde bulunduklarını ortaya çıkartmıştır. Posta güvercinlerinin bu kokuları tek tek tanıdıkları düşünülmektedir. Bu güvercinlerin yavrularının bile farklı yönden esen rüzgarların, farklı kokular taşıdığını daha uçmaya başlamadan öğrendiği ve yaşadığı bölgenin bir koku haritasını çıkarttığı kabul edilmektedir. Uçmaya başladıktan sonra ise, farklı bölgelerin kokularının bu haritaya ilave edilerek haritanın geliştirildiği varsayılmaktadır. Bu konuda bir çok deney yapılmakta ve varsayım desteklenmeye çalışılmaktadır. Özellikle koku alma duyuları geçici olarak köreltilen güvercinlerin tanımadıkları bir bölgeden geri dönemedikleri gözlenmiştir. Ancak bölgeyi önceden tanıyorlarsa geri gelebilmektedirler. Bugün koku varsayımı genel olarak kabul edilen bir görüş durumundadır. Ancak diğer yön bulma yetileri ile birlikte ve duruma göre kullanıldığı düşünülmektedir. Bu konudaki çalışmalar ve araştırmalar devam etmektedir.

Yazan: Yavuz İşçen

Popularity: 13% [?]

Filo Güvercinlerinde Yaz Sezonu

02 Ağustos 2009 Yazan Supervisor

Yurdumuzda filo ırkı besleyenlerin yaz ayları geldiğinde havaların ısımasıyla birlikte güvercinlerinin kanat ve kuyruk budadıklarını ( kesmek,kırpmak ) bir çok güvercinsever bilmektedir. Bunun nedeni güvercinlerini yeni bir uçum sezonuna daha sağlıklı hazırlamaktır. Bu uygulamanın güvercinlerin dinlenmeleri,kırılmış,uçmakdan körelmiş tüylerinin tüy dökümü ile birlikte yenilenmesinide sağlamaktır.

Tabi unutulmamalıdır ki bu uygulamada güvercinlerin sağlıklarıda gözardı edilmemelidir.Takviye yemlerle birlikte mineral,kalsiyum gibi ihtiyaçlarınıda en doğru şekilde karşılamak gerekmektedir. Yağlanmamalarına dikkat etmek uçum sezonu için iyi olacaktır. Yağlanmış bir filo güvercini sezon başladığında bazı sorunlar teşkil edebilmektedir.

Güvercinlerin bu dönemde bakımlarında temizlik ve hijyenede özen gösterilmelidir. Çünkü budama (kesmek,kırmak) zamanlarında güvercinler değişim geçireceğinden bir çok hastalıkla karşı karşıya kalabilmektedirler. (Sallabaş,üst solunum yolları,çicek vb.)
Hastalıklarla mücadele etmek için filo ırkı besleyenler; Kümes içlerini haftalık olarak veya gün aşırı temizlemeleri önerilir. Temizlik yapımında yerde ufak tüy kalamasına dikkat edilmelidir. Ufak tüy ve tozların üst yolunum enfeksiyonlarına yol açtığı bilinmektedir.
Temizlikte dezenfekte edici materyaller kullanılmalıdır. Salma içlerine ızgara konulması kuşların sağlığı açısından faydalı olabilmektedir.
Güvercinlere gün aşırı duş aldırmanın yararlı olduğunuda söyleyebiliriz. Çünkü bir çok filo ırkı ( küme ) güvercini yaz ayı gelmesiyle beraber budama zamanında sürekli dış salmada bulunduklarından güneşe maruz kalabilmektedirler, bu yüzden gün aşırı banyo yapmalarına imkan verilmesi doğru olacaktır.

Salma içlerinde bulunan tüneklerin budama zamanında filo güvercinlerine zarar verme ihtimalide yüksektir. Sebeb olarak kanatsız üstlerine çıkmaya çalışacaklarından kol kanat sakatlanması, ayak sakatlanması kısacası mekanik yaralanmalar gibi olumsuzluklar olabilecektir. Bunun içinde alınacak önlem tüneksiz bir iç salmanızın bulunması veya yüksekte bulunan duvar tüneklerinizin budama ( kesme,kırpma ) zamanı bitimine kadar çıkartılması olacaktır.

Yere yakın mesafede bulunan tüneklerin çıkartılmasına gerek yoktur. Bu sistemle hem güvercinleriniz sakatlanmayacaktır hemde yerde dolaşmanın rahatlığı kendisine daha iyi gelecektir. Eğer güvercin sayınız çok fazla ise ve yeriniz tüneksiz dar oluyorsa bu sorunuda bir diğer cözüm ise yardımcı yer tünekleri ile çözebilirsiniz, yalnız unutulmasın yer tünekleri yerden 10 cm’den yüksek olmaması daha iyi olacaktır.

Yeni sezonun yaklaşması ile birlikte budanan filo güvercinlerine, kanat verme zamanı yaklaşık 3 aylık bir istiharat sonra gelmektedir. Sezon sonunda kuyruk ve kanat budaması yapılan güvercinlere yeni sezonla birlikte budanan kanatların ve kuyrukların tekrar çıkarmasına imkan verilmelidir. Öncelikli olarak kanat teleklerinin verilmesinin doğru olacağı söylenmektedir. Bunun içinte kanat teleklerinin teker teker el ile çekilerek verilmesi gerekir.

İki kanadın tekrar çıkmasına imkan verildikten yaklaşık 15 veya 20 gün içerisinde kuşun kuyruk teleklerininde çıkmasına imkan verilmelidir. Bu işlemde aynı kanat teleklerine uygulandığı gibi uygulanması doğru olacaktır. Güvercinler yaklaşık bu işlemlerden sonra 45 gün içerisinde yeni sezon için uçmaya hazır olacaklardır. Uçmaya hazır olduklarından sonra ilk haftalar yalnız akşama doğru serin havalarda uçurulmalıdır. Gün boyu terasda dış salmada dam bekleme ( Teras bekleme ) denilen görevi yerine getirebilirler. Gündüz dışarda kendi haline kanatlı dolaşmış filo güvercinleri uçumda daha sağlıklı uçma özelliği kazanacak içlerindeki yeni ( garip ) güvercinler daha cabuk alışacaktır.

Yerde dinlenme sürelerinde hamlama ( ağırlaşma ) olduğundan filo güvercinleri teleklerininde yeni olması ile birlikte çabucak istenilen kalitede uçmaya bilirler. Bu yüzden ufak antremanlarla başlanmalı gün geçtikce tekrar besin ve sağlıklarına dikkat edilmek şartı ile antreman uçuşları ağırlaştırılmalı ve performansları artırılmalıdır.

Bir filo güvercini yaklaşık 60 ile 70 gün arasında kanat ve kuyruk verildikten itibaren iyi bir bakım ve performans uçuruşlarıyla ve havalarında serinlemesiyle yeni sezona hazır olacaktır. Kasım ayında karışma başlamaktadır ve mart sonu nisanın ilk haftalarına kadar devam etmektedir.

YAZAN: Fehmi ATEŞ
ŞANLIURFA / ARŞİV YAZILARIMIZDAN
İLETİŞİM: atesfehmi@hotmail.com

ihsan aydın

Popularity: 63% [?]

Çiçe Irkı Standartları (Urfalı, Urfali)

02 Ağustos 2009 Yazan Supervisor

Ülkemizde çiçi,çiçe diye bilinen bu ırkmızın dünyada tanındığı ad Urfali, Urfali mövchen olarak tanınmaktadır.Yurdumuz’da genel olarak verilen ad urfalidir ve Şanlıurfa ilimizde uzun yıllardan beri yetiştirilmektedir.

Şanlıurfa yöresine ait bir güvercin ırkımızdır.
Hatay,Nizip,Kahramanmaraş,Osmaniye,İskenderun,Kilis ve gazi Antep gibi illerimizde yaygın olarak beslenmektedir.

Filo uçucusu ve form amaçlı beslenmektedir.Ayrıca angut ırkı gibi taka kuşu olarak’da beslenebilmektedir.Bulundukları yere çabuk alıştıklarından dolayı genelde sadık ve sağlam olurlar üretilmesi ve beslenmesi çok kolaydır.Renk olarak sarı,kırmızı,beyaz,siyah ve göv (gök) renkleri mevcuttur.Son yıllarda alacalı renkleri ve cilli olanlarıda görülebilmektedir.

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ VE STANDARTLARI

1-Gögüs kapesinde parçalanmış şekilde gül deseni bulunmaktadır ve çok geniş şekilde yer almaktadır gögüsten alt karına kadar ineni ve sırtına dogru uzananı makbul sayılmaktadır.
2-Çiçelerin hepsinde ön tepe bulunmaktadır.Tepesiz olanları olsada tepeliler makbul sayılmakdadır.( NOT:Ön Tepe basık olmamalıdır. )
3-Genelde ufak olarak yaygın olsada genel olarak iri yapılı olanları kabul edilmekdetir. Ufak kafa yapısına sahiptirler.
4-Göz renkleri ve gaga yapıları olarak; Gaga yapısı olarak küçük gaga yapısına sahiptir.
Siyahların göz etrafı gaga ve burnu beyazdır.
Beyazın ise gözü siyah gagası burnu ve göz etrafı beyazdır.
Sarı ve kırmızınınki gözü sarı göz etrafı gagası burnu beyazdır.
Göv ( gök ) olanların ise göz rengi siyah göz etrafı gagası burnu beyazdır.
5-Gerdan olarak küçük bir gerdana sahiptir.
6- Kuyrukları genel olarak 12 veya 14 telek ( fek ) arasında degişmektedir.
7-Ayakları paçasız,tozluksuz ve kırmızı olmalıdır.
8-250 veya 300 gram ağırlığında olmalıdırlar.
9-Çiçelerde dönme,takla,oyun,dalıcılık gibi özellikler bulunmamaktadır.

FEHMİ ATEŞ
ŞANLIURFA
Mail: atesfehmi@hotmail.com

FOTOGRAFLAR
[Resim: cicefv0.jpg]
[Resim: 2mmmmmmmmmmmii4.gif]
[Resim: 3mmmmmmmmmxy7.gif]
[Resim: 47660461ej4.png]
[Resim: x1pi7ndprytershcn07qcjhql7.jpg]

Popularity: 44% [?]

Barbarisi Mövchen (Güllü)

02 Ağustos 2009 Yazan Supervisor

Ülkemizde güllü,yaşmaklı ve payamlı diye bilenen filo ırkımızın dünyada tanındıgı ad Syrian turbiteen, Barbarisi mövchen adlarıyla bilinmektedir.Orjin olarak ortadogu suriye ve lübnan olarak söylenmektedir..Barbarasi arapçada berber anlamına gelmektedir. Alın ve yanak lekelerinden dolayı ( Payam,Yasmak,Şeker) bu adı almıştır.

Türkiyede Şanlıurfa,Hatay,Kahramanmaraş,Gaziantep,Osmaniye,İskenderun ve Güney Dogu Anadoluda bölgelerimizde yetiştirilmektedir.Uçuş olarak filo uçucusu ve renk ve desen bakımından filolarda beslenmektedir..

Barbarisilerde ( güllü) takla,oyun,döneklik,makara gibi ucum özellikleri yoktur. Kümese sadıklıklarıyla ve saglamlıklarıyla filolarda önemli yere sahiptirler.Renk bakımından Siyah,mavi,kirmizi,sari, ve sinekli mavi diye tabir edilen renklerden oluşmaktadır

Suriye Turbiteen denilen bu kuslar barbarisi ve Istanbul diye iki guruba ayrildıgı söylenmektedir.. Aralarindaki fark barbarisinin kuyruklari beyaz olması .Istanbul olanlar ise kuyruklari kanatlari ile ayni renkte olmasından dolayı istanbullu deniliyor.Barbarisilerde oldugu gibi yamaları ve gögüste gülleride bulundugu söylenmektedirFiziki özelliklerininde aynı oldugu söylenmektedir.

Barbarisilerin (güllü) üretilmesi ve yetiştirlmesi diger ırklara göre daha kolaydır.Yavru bakımında fazla zorlanmamaktadır çünkü gaga yapısı olarak yavruya bakmaya elverişlidir.Şöyleki altında 15,20 gunluk yavru varken bile tekrardan yumurtlama ve aynı anda hem yumurtada yatma ve diger yavrulara bakma özelligine sahiptir.Dişi yumurtada yatarken erkek diger yavrulara bakabilmektedir oldukca yavrularına sadıktırlar.

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ VE STANDARTLARI

1-Yamak (payam,şeker)çok düzgün ve simetrik olarak 3 ve 4 yamaklı olanlar kabul edilmektedir.
2-Kafa olarak tepesiz ve dörtgen kafa şekli aranmaktadır.
3-Küçük bir gerdana sahip olmalıdır.
4-Göksünde tek şerit halinde gülü olmalıdır.Gülü yoksa yada azsa bu hata olarak kabul edilmektedir.
5-Vucut yapısı olarak iri olması aranan bir özelliktir.( Bazı ülkelerde ufak yapılı olanlarda vardır.Ancak Suriye,Lübnan ve Türkiyede iri yapılılar bulunmaktadır.) Kusun gövdesi çok uzun olmamalıdır.
6-Göz yapısı olarak parlak olmalıdır.Genelde her renk kabul edilsede siyah olanlar daha makbuldur.Gözlerin farklı farklı renlerde olması hata olarak kabul edilir.Ayrıca göz çevreleri beyaz bir yapıya sahiptir.
7-Gaga yapısı ne çok uzun nede çok kısa olmalıdır.Yaklaşık 1 veya 1,5 cm olması gerekir.Genelde beyaz gaga kabul edilir.Bazılarında kusun rengine göre gagalarda o renkten olabilmektedir.Böyle olanlarda genelde siyah ve göklerde koyu gaga kırmızı ve sarılarda daha açık renk olabilmektedir.Kıvrık gaga hata olarak kabul edilir.
8- Kanatlarda ilk onar telek beyaz olmali, diger kanat tuyleri kusun tasidigi ve yuzundeki yamak (payam,şeker) ile ayni renkte olanlar kabul edilimektedir.Ara teleklerde ( fek) baska renk olması kusur olarak kabul edilir.Ayrıca telek (fek) sayıları eşit dagıtılmalıdır.
9-Kuyruk 12 telekten olusur, barbarisi (güllülerde) de kuyruk beyaz renktedir.
10-Barbarisi (güllülerde) Siyah,mavi,kirmizi,sari, ve sinekli mavi diye tabir edilen renklerden oluşmaktadır. Ayrica sekeri, kahve renginde olanlarda vardir.
11-Gaganin az uzerinde yuvarlak bir isaret (Yamak gibi) vardir. Bu isaretler orantili olmak sarti ile en aranan ozellikler arasindasir.bu isaretler kanatlarla ayni renlerde olmalidir.
12-Ayaklar paçasız,tozluksuz ve kırmızı renkte olmalıdır

13-350,400 gram agırlıkta olması gerekir..

NOT:Katkılarından dolayı Ersoy KOLDAŞ ve DR.Kemal Turgay ÖZBİLEN beylere teşekkür ederim…

YAZAN:Fehmi ATEŞ  (guvercinurfa)
atesfehmi@hotmail.com
ŞANLIURFA/MERKEZ

FOTOGRAFLAR
[Resim: x1pi7ndprytershcn07qcjhed6.jpg]
[Resim: x1pi7ndprytershcn07qcjhtv0.jpg]
[Resim: x1pgohcjcntymfy7oro48hvzq4.jpg]
[Resim: x1pgohcjcntymfy7oro48hvuu4.jpg]
[Resim: ates040yp1.jpg]
[Resim: ates039zx4.jpg]
[Resim: tri15md7.jpg]
[Resim: barbarisisvartth7.jpg]
[Resim: barbarisirodnp8.jpg]
[Resim: barbarisigulsv5.jpg]

[Resim: mohamyt0.jpg]
[Resim: photo8vicechptbarabariszl2.jpg]
[Resim: ates048xg5gv4.jpg]
[Resim: cimg1096ib5kd7.jpg]
[Resim: p1030054barbarisisuljacf6.jpg]

Popularity: 44% [?]

Barışın Sembolu (Güvercin)

27 Temmuz 2009 Yazan Supervisor

179

Yabani güvercinler eski devirlerde gübre ve eti için beslenmişlerdir. Güvercin gübresinin bitkiler için çok yararlı olduğunu gören çiftçiler bu gübreyi düzenli olarak elde edebilmek için çeşitli yollar aramışlardır. Anadolu’da güvercin yetiştiriciliğinin tarihinin M.Ö. 3000 yıllarında başladığı biliniyor. Gübre gereksinimi için yabani güvercin bakıcılığında, gübrenin düzenli toplanabilmesi ve birikmesini sağlayabilmek için bazı yapılara gereksinim duyulmuştur. Bu yapılar Kapadokya’da “güvercinlik” ve Diyarbakır’da “boranhane” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Popularity: 100% [?]

 
 
18 Sorgu 0,514 Saniyede Oluşturuldu.