Genel’ Kategorisi için Arşiv

ADANA IRKI GÜVERCİNLER VE UÇUŞ ÖZELLİKLERİ

28 Ekim 2009 Yazan guvercinurfa

Dalıcı güvercin denilince hiçbir ırkın Adana ile boy ölçüşebileceğini düşünemiyorum. Bulutların içinden atlayıp, salmaya kadar durmadan çırpınan bir postayı izlemenin zevkini başka bir ırktan almak imkansızdır. Adana’da bu kuşlar 3’lü bazen de 2’li uçurulur ve uçan her bir gruba posta adı verilir. Postalar postadaki en iyi kuşa göre isim alırlar. Örneğin; Sakar Postası veya mavili Şami Postası gibi…

Postada bulunan kuşlardan en az biri kesinlikle öncü olmalıdır. Yani, salmadan  parlak (pırıltı) çekildiğinde (genelde beyaz renkli bir kuş, kuyruk ve bel bölgesi civarından tutulup sallanır. Yüksekteki kuşlar bunu atlama sinyali olarak içgüdüsel algılar ve dalışa geçer) ilkin öncüler  cevap verir. Diğerlerine ise takipçi denir ve bunlar öncüyü takip ederler. Öncü takım komutanı gibidir. Diğer kuşlardan üstün tutulurlar. Sadece takipçilerden kurulu bir posta aşağıya alınamaz. Özellikle taritlik döneminde (erkek kuşların dişileri kovaladığı, yumurtlatmadan önceki dönem) bu kuşların parlak hassasiyetleri en yüksek seviyesinde olur. Bazen, tarit (arkacı) bir takipçi bile öncülük yapabilir.

Mükemmel posta demek bulutların içine kadar birbirinden ayrılmadan, kısa sürede, salmanın etrafından çok fazla ayrılmadan (düşmeden) yükselmiş üç kuşun, sadece kuru ( diğer kuşları açmadan) parlak ile anında hiç caymadan ve dönmeden ( döneklerdeki gibi bir iniş, hem sahibi hem kuş için prestijin zedelenmesi anlamına gelir) aşağıya kadar dalmasıdır. Ek olarak kuşlar dalma esnasında çırpınırlarsa (daha önce inmek için yarışırlar) seyre doyum olmaz. Bazı kuşçular çırpınan, bazıları ise oklava gibi oynamayan kuşları severler. Ama genelde, çırpınan kuşlar daha makbuldür. Cayan, yavaş inen, yavan inen, dönen kuşlara iyi gözle bakılmaz. Bunlar genelde yadırgaya (yabancı kuş tutarken kullanılan seviye olarak ikinci sınıf kuşlardır) uçurulur. Amaç, seyir değildir. Genelde tek amacı başkasının kuşlarını tutmak olan kötü niyetli insanlar tarafından beslenir.

Adana güvercinlerinde renk değil performans önemlidir. Renkleri genelde siyah, beyaz, mavi, kırmızı, bu renklerin kombinasyonları ve tonlarıdır. Her rengin özel bir adı vardır. Mesela;
• Sakar; Her tarafı siyah kanat ucu beyaz
• Zırklı veya Zırhlı; kanatlar siyah, lacivert ve mavi kombinasyonu, göğüs açık mavi
• Şami; Açık mavi kanat üzeri iki siyah çizgili
• Maverdi; beyaz ve kırmızı(kahve) tonları olup kırmızının şekli ve tonuna göre, çubuklu veya şarabi maverdi gibi isimler alabilir.

Tüm kuşların isimlerini açıklamak şu aşamada gereksiz.Fakat tüm kuşlar bunlardan başka, başıbeyaz, bozuk, katrani, muskalı, gerdanlı, küpeli gibi sıfatlar alabilirler. Mesela; başı beyaz küpeli sakar, bozuk katrani zırhlı, muskalı mavili şami, aynalı şami, şami safi gibi…

Bu kuşlar ebat olarak diğer kuşlardan daha iridir. Başları iri çekiç şeklinde, boyunları kalın ve uzundur. Kanatlar uzun ve geniştir. Burunları kısa ve genelde küttür. Oldukça heybetli bir ifadeleri vardır. Tüy dökme mevsiminde, özellikle kanat baş zirfeleri (en büyük tüy) gelmeden uçamazlar.Bu mevsimden sonra tekrar eski performanslarına getirebilmek için çok idman yaptırılması gerekir.
Yukarıda sayılan özelliklerde olmayan kuşlar genelde çandır denilen başka türlerle melezlenmiş kuşlardır ki bunlarda parlak hassasiyeti ve kendilerine has uçma özellikleri aranmaz. Havada kanat vurmadan süzülen (fiske atmak veya tonga yapmak), döneklere, kelebeklere ve oynarlara has hareketler yapan güvercinlere iyi gözle bakılmaz. Gerçek postayla uçurulmazlar. Çünkü kuşun kendine münhasır uçuşu bozulabilir.

Adana kuşları salmanın etrafında küçük daireler çizerek yükselirler. Merdiven çıkar gibi, birbirlerinden ayrılmadan dönek atmaları istenir. Parlak çekme zamanı, kuşların yüzlerini salmaya döndükleri anda olmalıdır ki kuş hemen cevap verebilsin. Fakat, ender olarak kuşun arkası dönükken çekilen parlağı görüp dalabilen kuşlarda vardır ki bunları bulup yetiştirmek gerçekten zordur.

Postalar 15-30 dakika arası istenilen yüksekliği bulmalıdırlar. Bu yükseklik yetiştirici tarafından tecrübeyle belirlenir. Ama genelde kayıplara sokulduğunda parlak hassasiyeti azalır, cayma meydana gelebilir. Herkes kuşunu çok yükseğe yollayabilir ama bir parlakta aşağıya alabilen kuşçu sayısı çok azdır.

Adana güvercinlerini beslemek uzun bir tecrübe gerektirir.Diğer kuşlardan daha zor sökülürler (yavru iken), uçurulmaları özen ve itina ister, sallapati uçurulduklarında zevk vermezler. Mutlaka işi iyi bilen bir ustanın yanında belirli bir süre gözlem yapılmalıdır. Aksi takdirde bu kuşları diğerlerinden ayıran özellikleri görmek mümkün olmaz.

Çağımızın en büyük problemi; melezleme yani kanın bozulması sebebiyle arı kan güvercinleri bulmak oldukça zordur. Bilinçsiz yetiştiricilerin cahilce çiftleştirmelerinden dolayı artık Adana‘ya has uçma ve dalma özellikleri yok olmaya başlamıştır.

Bu kuşlar her çiftin kendine ait ayrı bir gözü olduğu 6-8 gözlü dolap denilen kümeslerde beslenir. Çok evcil olan bu kuşları dolaplamak kolaydır. Çoğu zaman dolabının kapısını açar açmaz kendiliğinden girerler. Özellikle postalar art arda uçurulduğu için kuşların yerlerine kendiliklerinden girmesi oldukça önemlidir. Çünkü bir posta indirilmeden diğeri genelde bırakılmaz.
Her posta (3lü kuş grubu) genelde aynı kuşlarla uçurulur. Bu kuşlar uçma stillerine göre uygun ekürilerle uçurulur. Öğür denilen bu eküriler uçarken kayiten ayrılmazlar. Öğür yapma aşamasında yetiştiricinin tercihi çok önemlidir. Yanlış kuşlarla uçurulan kuşların performansının ne denli azalacağını gören biri olarak tecrübenin önemini tekrar vurgulamak isterim.

Sabah erken vakitte veya akşam serinlikte uçurulan kuşlardan daha fazla randıman alınır. Ama uzun süre uçmamış veya daha yeni yeni postalara katılan acemi kuşlar çalıştırmak amacıyla günün her saatinde  uçurulabilir. Rüzgarlı ve puslu havalarda bu kuşları uçurmak çok risklidir. Çünkü kuş parlağı göremeyecek kadar uzaklaşır veya görmezse genelde tutulur. Bu yüzden kuşlar havada iken devamlı gözle izlenmelidirler. Mükemmel parlak hassasiyetleri nedeniyle bazen yabancı salmalara bile akarlar. Bir indiklerinde de genelde yakalanırlar. Bu yüzden parlak elde uçurulmalarını tavsiye ederim. Özellikle yavru kuşlar en küçük bir pırıltıya, parlağa atlayarak kolayca tutulurlar. Ama bu aşama atlatıldıktan sonra ve bir yumurta gördükten sonra damı daha iyi tanırlar ve yakalanmaları zorlaşır.

Performans kuşu olan Adana güvercinlerine genelde yavru besletilmez. Çünkü yavru beslemek kuşun performansını azaltır ve çabucak yaşlandırır. Bu yüzden dönek, kelebek veya çandırlara yavru (cülük) besletilir. Ayrıca yumurtadaki kuşların parlak hassasiyeti çok azaldığından dolayı (salmaya gelme hırsları azalır) çıkan yumurtaları başka kuşların altına sürülür. Böylece kuşların en iyi performansı verdiği taritlik dönemi (yumurtlatmadan önceki dönem) öne alınmış olur. Özellikle postalar öncü kuşun tarit olduğu dönemlerde en iyi randımanı verirler. Bu yüzden öncülere genelde hiç yavru besletilmez.

Toplu olarak da uçurulabilen bu kuşlar bazen dönek veya kelebeklerle birlikte de uçurulabilir. Her zaman ilk dalanlar mutlaka bunlar olacaktır. Böylece döneklerin dalmasında ateşleyici faktör olabilirler. Fakat şunu belirtmeliyim ki zamanla kuş Adana’ya has uçma özellikleri yitirecektir.

Tavsiyem; bu kuşları yanlarına başka ırk katmadan 3’lü gruplar halinde uçurun ve parlakla sinyal verdiğinizde öncü kuşun atlamasını ardından takipçilerin çırpınmasını seyredin. Bunu bir yaşadığınızda, bırakmanız mümkün olmayabilir.

Saygılarımla…

Umut Pepedil – ADANA

adana2

Popularity: unranked [?]

ADANA & MERSİN GÜVERCİNİ

28 Ekim 2009 Yazan guvercinurfa

Yoğun olarak Çukurova bölgesinde yetiştirilen Adana ırkı orijin olarak Arap yarımadasının kuşudur. Diğer ırklarda olduğu gibi başka yörelerdede zamanla yetiştirilmeye başlanmış ve o yörelerinde yetiştiricilik özellikleri ile yeni türler ortaya çıkmıştır. Daha doğru bir anlatımla yeni özellikler bu türe adapte olmuştur.

Bilindiği üzere çeşitli renklerde ve boylarda olan bu cins, bazı yöresel özellikleri dışında aynı karakteri taşımaktadır. Yüksek uçup, hızlı kanat çırpıp, 2 yada 3lü havalanma ve hızlı iniş karakteristik özellikleridir.
Yetiştiriciler tarafından aranan özellilerinin başında yüksek uçuş ve hızlı iniş gelmektedir. Ortalama olarak 10 ila 15 dakika havada kalma süresi, 150-200 metre yükselme ve 110-130 km/h iniş hızı iyi bir ırkta gözlenebilir.
Yine ek bir bilgi olarak yaşam süresi 11-13 yıl ve performanslı uçus süresi 8-9 yıldır.

Genel Bilgi:
2-3- aylıktan itibaren terbiye edilmeye başlanır ve 7 aylıktan sonra çiftleştirilir. Uçum yapmak için çoğunlukla erkek kuş idealdir. Ancak dişilerde erkekler kadar başarılı olabilir. Performanslı ve yüksek kalitede uçuş için uçuş ömrü içinde 1 veya 2 defa yaru besletilir. Daha fazlası iyi uçumu etkiler. Dolap denilen iki kuşun sığabileceği yuvalarda beslenir ve geceleri dolaplar kapalı tutulur.

Ayrıntılı Bilgi:
Töme (kısa gaga) ve tartaç (uzun gaga) olmak üzere iki tipte Adana cinsi vardır. Tartaç daha çok Adana ve Ceyhan yöresi yetiştiricileri tarafından tercih edilir. Töme ise Tarsus’da yoğun olarak gözlenir. Mersin ve civarinda ise iki tipde yoğun olarak bulunur. Bu cinsin yumurta ve tagrit dönemi olmak üzere iki ayrı uçum dönemi vardır. Tagrit dönemi erkek kuşun dişi kuşa ilgisinin en yoğun olduğu dönemdir ve bu dönemde uçumlar bu irkin tanımlanan tüm özelliklerini sergiledigi şekilde gerçekleşir.

Düz iniş ve makaslı iniş adı altında Adana ırkı kuşlar hünerlerini sergilerler. Düz iniş Adana çevresinde gözlemlenir. Makaslı iniş ise Mersin’in özelliğidir.
Düz inişde kuş çağırıldığı zaman kuş bulunduğu yerden yuvasına doğru pike yapmaya başlar ve donuk bir biçimde yuvaya iner. Makaslı inişte ise önden gelen kuş donuk iner takipci yada takipcileri mutlak suretle yere doğru kanat çırparak inerler. Bazı durumlarda öncü kuşda makas yapabilir. Makaslı inişten dolayı bu tür kuşlar diğerlerine nazaran daha hızlı iniş yaparlar.

Bahar ve yaz döneminde yavru alınır.
Bu yavrular güvenilir bir yada iki kuş tarafından terbiye edilir.
Terbiye işlemi öncelikle kanat hamlıklarının alınması, nefeslendirme, ikili yada üçlü uçurma alıştırma, yükseltme ve hızlı iniş şeklinde gerçekleştirilir.
Bu işlemden sonra kuş öncü ve arkçı olarak uçum özelliğine göre ayrılır ve seyretmeye doyulmayacak uçuş hatına başlar.

Reşit Serhat Aşkın

Mersin

Adana3

Popularity: unranked [?]

YAVRU VERİMİ

28 Ekim 2009 Yazan guvercinurfa

Kümesimizdeki güvercinlerimizin arzuladığımız yöndeki özelliklerini geliştirebilmek için, yani en iyilerini seçip, en iyilerinden yavrular elde etmek için yavru veriminin bol olması gerekir. Yavru verimi denilince yılda çift başına yeme düşürdüğümüz yavru sayısı kastedilmektedir. Eğer bir üretim sezonunda çift başına ortalama yavru sayımız 6 değilse kümesinizde bir problem var demektir. Üretim sezonu şubat ile temmuz ayları arasıdır. Şubat ortasında çiftleştirme, şubat sonu yumurtlama, mart ortası yavruların çıkışı, nisan ortası yeme düşmeleri ve aşağı yukarı her ay bir çift yavrudan temmuz ortasına kadar eder dört çift yavru. Elbetteki her çiftten sekiz yavru elde etmek mümkün değil. Dolayısıyla şift başına ortalama üç çift yavru diyoruz.

Düşük yavru veriminin çeşitli nedenleri olabilir. Öncelikle en iyi sayıda yavruya ulaşabilmek için önkoşullar neler onlara bir göz atalım.

1. Kuşlara (ana, baba) bağlı nedenler:
a- Ana babaya bağlı nedenlerin en başında sağlık gelmektedir. Ancak sağlıklı kuşlardan sağlıklı ve yeterli sayıda yavru elde edilebilir. Dişi kuşun cinsiyet organları onun yumurtlaması için gerekli işleyişe sahip olmalıdır. Aynı zamanda erkeğin cinsiyet organları da yumurtayı dölleme yeteneğinde olmalıdır. Sağlık ile ilgili konuları başka bir yazımda detaylı olarak işleyeceğim.
b- Ana ve baba yumurtlama gerçekleştikten sonra onların üzerinde yatarak ve gerektiğinde onları çevirerek, bu yumurtalardan yavru çıkması için gerekli davranışları gösterme yeteneğinde olmalılar.
c- Bildiğimiz gibi yavrular çıktıktan sonra ilk günlerde kursak sütü ile beslenirler. İşte yine ana ve babanın süt salgılama yetenekleri yerinde olmalıdır. Kursak sütü salgısı kuş yaşlandıkca geriler. Dolayısıyla eşler seçilirken yaşlı kuşlara genç eşlerin verilmesine dikkat edilmelidir. Çift, yavrularına düşkün olmalı yani yavruya bakma özellikleri güçlü olmalıdır.

2. Çevreye bağlı nedenler:
a- Çevreye bağlı nedenlerin başında besleme gelmektedir. Üretim sezonu dışında özellikle dişilerin yağlanmamasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle kışın mümkünse ağırlıklı olarak arpa verilmelidir. Yemleme bir kez yapılmalı ve kuşların yiyebildikleri kadar arpa verilmelidir. Eğer buğday veriliyorsa miktarını dörtte bir oranında azaltınız. Özellikle soğuk günlerde veya uzunca uçuşlar sonrasında yemlerine bir miktar mısır katınız yada normalde verdiğiniz yemden biraz fazlasını veriniz. Kuşlarınızı çiftleştirmeden bir hafta önce, onların eni konu kızmalarını sağlamak için yemlerine fiğ, kırık bakla, burçak ve yemlik bezelye gibi proteinli daneler katınız ya da dörtte bir oranında piliç besi yemi veriniz. Yumurtlama sonrasında bu tip yemlemeye devam ediniz. Yavrular 7-10 günlük olduktan sonra yemdeki proteinli dane oranını yada piliç besi yemini arttırınız. Yem yanısıra temiz ve berrak suda çok önemlidir. Mümkünse kümeste hergün taze su bulundurulmalıdır.
b- En az besleme kadar kümesin havalanması ve güneş alması da önemlidir. Hayvanların gübresinden dolayı kapalı kümeslerde amonyak oranı çok çabuk yükselir. Amonyak, özellikle nemli bölgelerde daha da büyük bir sorundur. Kuşlarımızın üşümesinden korkmayalım. Kümeslerimizi elimizden geldiğince iyi havalandıralım. Nem ve kötü hava soğuğa nazaran kuşlarımızın daha büyük düşmanlarıdırlar. Kümesimizde büyük havalandırma açıklıklarının olması ve özellikle iyi havalarda bunların açılmaları çok önemlidir. Diğer zamanlarda da rüzgardan korumak yeterlidir. Kümesin havasının kötü olmasının diğer bir nedeni de kümesin hayvan sayusuna göre küçük olmasıdır. Sevgili yetiştiriciler, hayvan sayınızı kümesinize göre ayarlayınız. Önemli olan kuşlarımızın sayıca fazla olmaları değil, kaliteli ve sağlıklı olmalarıdır.
c- Yuvalıklar mümkün olduğunca büyük olmalıdır. Yuvalıklar, yetiştirdiğimiz kuşlarımızın büyüklüklerine bağlı olarak en az 50 cm genişliğinde, 40 cm derinliğinde ve 30 cm yüksekliğinde olmalıdır.Yuvalığın içerisine ya tahtadan yada piyasada satılan yuvarlak plastik folluklardan koyunuz. Bunlar yavruların temiz kalmasını, dolayısıyla kolay kolay hastalanmamasını sağlar.

Sevgili güvercin severler, gördüğünüz gibi başarılı bir kümes yönetimine giden yol kolay değil. Elbetteki yukarıda size önerdiklerimizi yapmak zorunda değilsiniz. Dediğim gibi bunlar öneri. Yavru veriminin nelere bağlı olduğunu gördükten sonra eminim sizler de kendi kümesinizde düzeltmeniz gereken problemleri, bizim de önerilerimizi dikkate alarak kendi yöntemlerinize göre çözeceksinizdir.

Doç. Dr. Türker Savaş

Popularity: 1% [?]

GÜVERCİN YETİŞTİRİCİLİĞİNDE YAVRU BAKIMI

28 Ekim 2009 Yazan guvercinurfa

17 günde yumurtadan çıkan güvercin yavruları, ilk hafta gözleri kapalı ve hav tüyleri ile kaplıdırlar. Hav tüylerinin sıklığı ve uzunluğu ırklara ve renklere göre farklılık gösterir. Yavrular ilk günlerde ana ve babanın kursağından salgılanan ve “güvercin sütü” yada “kursak sütü” (halk dilinde maya) adı verilen proteince zengin bir besin maddesi ile beslenirler. İlk haftadan sonra bu süt yerini yavaş yavaş ana ve babanın kursağında ıslatılmış dane yeme bırakır. Özellikle bu dönemde yemin karışık muhabbet kuşu yemi ile takviye edilmesinin yavruların gelişmesine olumlu katkısı vardır. Yavru döneminde anaçlar sabah ve akşam olmak üzere günde iki öğün yemlenmelidirler. Yavru bulunmadığı döneme nazaran yemleme süresinin uzatılmasına dikkat edilmelidir. Zira ebeveyn kuşlar önce yavruları sonra da kendilerini yeterince besleyebilmelidirler. Eğer yemleme süresi kısa olursa yavruya verilen yemde bir süre sonra azalmakta, yavruların gelişmesi yavaşlamaktadır. Eğer mümkünse çok sıcak günlerde öğle vakti de çok az miktarda yemleme yapılarak, yem ile birlikte yavrulara su verilmesi sağlanmalıdır. Yavrulu anaçların önünde sürekli yem olması ilk günlerde bir sorun teşkil etmese de bir süre sonra yavrular doyduklarından dolayı ana ve babalarından yem istememektedirler. Yavru tarafından yemlenme isteği yeterince güçlü olmazsa bir süre sonra ana ve babaların da yemleme isteği azalmaktadır. Yavruya bakma güdüsünü ayakta tutabilmek için iki kez yemleme ile yavruların yemlenme isteklerinin her zaman güçlü kalması sağlanmalıdır.

Birinci haftadan itibaren tüylenme yavaş yavaş başlar. Bu günlerde yavrular künyelenmelidirler. Eğer yavruları 7 günlük yaşta künyelemezseniz künyelerin ayaklara geçmesi çok zorlaşmaktadır. Mümkünse 15 günlük yavruların yanına, yuvalıklara yem konmalıdır. Eğer bu mümkün değilse 21 günlük yavrular yere bırakılmalı, böylece yemlenirken ana ve babalarını görmeleri sağlanmalıdır. Bu şekilde yavrular çok kısa süre sonra yem yiyebilmektedir. Yavrular yere bırakıldıklarında yuvalıklara ulaşamayacak kadar küçük olmalıdırlar, yada yuvalıklar yerden yeterince yükseklikte bulunmalıdır. Aksi takdirde yavrular yabancı çiftlerin yuvalığına girmekte ve yuvalık sahipleri tarafından gagalanmakta, dövülmektedirler. Yavrular 28 günlük yaşta yem yiyebilmeliler ve ebeveynlerinden ayrılmalıdırlar. Yeme düşen yavruların önünde ilk hafta sürekli yem bulunmalıdır. Bu dönemde yavrular gözlenerek, hepsinin su içip yem yediklerinden emin olunmalıdır. Yavrular genellikle yem yemeye su içmeden daha önce başlamaktadır. Suyu bulamayan yavruların gagaları ara sıra suluğa sokularak içmeleri sağlanmalıdır. Bir süre sonra tüm yavruların yem yedikleri ve su içtikleri görülecektir. Bundan sonra yavrularınızın uçurma ve alıştırma antrenmanlarına geçebilirsiniz.

Doç. Dr. Türker Savaş

Popularity: unranked [?]

GÜVERCİNLERİN EŞE ATILMASI

28 Ekim 2009 Yazan guvercinurfa

Bölgelere göre değişmekle beraber, kışı ayrı geçiren eşler genellikle şubat ayı içerisinde eşe atılırlar. İlk kez eş olacak güvercinlerin, eşe atılma tarihinden 1-2 hafta önce birbirlerine tanıtılmaları, yani yeterli büyüklükte boş bir bölmeye kapatılmaları, eşe atma tarihinde bu kuşların eş olmalarını kolaylaştırmaktadır.

Eşe atma tarihinden çok önce eş olacak kuşların belirlenmesi, eşsiz olanlara eş bulunması tamamlanmalıdır. Mümkünse tüm kuşlar aynı zamanda eşe atılmalıdırlar. Böylece, eşe atma tarihinden 8-12 gün sonra tüm çiftler yumurtlarlar. Yavru alınmayacak çiftlerin altına yumurta sürülmesi gerektiğinde, tüm kuşlar neredeyse aynı zamanda yumurtladıklarından hiç sorun yaratmaz. Yine yavrular yumurtlamadan 17 gün sonra toplu olarak çıkarlar. Anaçların yavru dönemine göre beslenmeleri sorunu da böylece çözülür.

Doç. Dr. Türker Savaş

Popularity: unranked [?]

 
 
21 Sorgu 0,496 Saniyede Oluşturuldu.